28 Haziran 2009 Pazar
Boşluk
Bir boşluk..
Hep boğuk..
Sopsoğuk
İçi oyuk,
Dışı bozuk,
Sarar yokluk....
Varlık sahte
Düzen nerde?
Zaman ahaste
Biri içte
Bakın işte....
Saat işler,
Biraz dişler,
Umut biter
Işık söner...
İçerde ses
Derin nefes
Al ve kes!..
Ve son geldi
Kayıp etti...
Yenen boşluk...
Adem.A 29.06.2009
1 Mayıs 2009 Cuma
29 Nisan 2009 Çarşamba
Anne
Cennet ayağının altına namzet,
Ayağının tozuna kurban anne.
Sensizlik içimde dinmez kıyamet,
Bîçare oğlunu her dem an anne
Yüreğim seninle gurbete düşeli,
Kâh acı bir sızı,kâh düşünceli
Sonu ne muhaldir ne de belli.
Ayakta durmaya derman anne..
Hatıralar yastığımın başucunda.
Nasihatler adeta her adımımda,
Hayâlin canlanır bazen odamda.
Eksilmesin üstümde duan anne.
Kalbinde ne bir kibir ne de gurur.
Halin hep mütevekkil ve vakur.
Ellerin semada,alnında o nur
Huzmesinden gönlüme akan anne.
Gözyaşım ki akar silemez kimse.
Aşk,mazideki bir çift gözde vesvese.
Velev ki bu meczubun sonu ölümse,
Mezarımda bir gül,dilinde Kur'an anne....
Adem.a 30.04.2009
Hasım
Mengene arasında kalbim,sıkışansa aklım..
Kalbim sevdaya gebe,aklım kalbime hasım..
Adem ALAGÖZ
24.04.2009
Kalbim sevdaya gebe,aklım kalbime hasım..
Adem ALAGÖZ
24.04.2009
Veda mı,Başlangıç mı?
Bırak diyorlar bırak şiiri sözü bırak..
Nasıl bırakırım?O içimde bir sığınak...
Bazen bumerang olur,savururum hızlıca;
Lakin döner geri,çalar kapımı usulca..
Bitmemiş cümlenin son hecesinde kalırım..
Bitecek derim;fakat neticesi hep yarım..
Var mı çaresi şu dinmeyen susuzluğumun?
Ve gaipten bir ses:Ebedi hakikate tutun...
Adem ALAGÖZ
24.04.2009
Nasıl bırakırım?O içimde bir sığınak...
Bazen bumerang olur,savururum hızlıca;
Lakin döner geri,çalar kapımı usulca..
Bitmemiş cümlenin son hecesinde kalırım..
Bitecek derim;fakat neticesi hep yarım..
Var mı çaresi şu dinmeyen susuzluğumun?
Ve gaipten bir ses:Ebedi hakikate tutun...
Adem ALAGÖZ
24.04.2009
11 Nisan 2009 Cumartesi
Tehlike
Tehlike..!Kıvrım kıvrım yaklaşmaktadır bize...
Ya kaçacaksın;yahut getireceksin dize....
Adem ALAGÖZ
Ya kaçacaksın;yahut getireceksin dize....
Adem ALAGÖZ
Matematik
Uçsuz bucaksız umman,sınırsız kurallar.
Gözün kesmediğini şu beyin nasıl anlar...
Adem ALAGÖZ
Gözün kesmediğini şu beyin nasıl anlar...
Adem ALAGÖZ
Mahsur
Kapandı kapılar;ne içeri,ne dışarı...
Yol ver hancı gireyim,bura bana yabancı
Adem ALAGÖZ
01.04.2008
Yol ver hancı gireyim,bura bana yabancı
Adem ALAGÖZ
01.04.2008
7 Nisan 2009 Salı
Gece
Bir perde misali örter bütün silueti.
Kendinde saklıdır o sonsuz zerafeti..
Sükûtu anlayamadığız sessiz bir dil,
Yaklaşılmaz uzaklığı belki bir milyon mil..
Musikîsiyle dalar niceleri gaflete.
Loş otel odalarında fuhuş,mekandır şehvete.
Gönül ateşini söndüren ıslak seccadeler.
Anlık mutluluğun karşısında,siperdeler!
Adem ALAGÖZ
Kendinde saklıdır o sonsuz zerafeti..
Sükûtu anlayamadığız sessiz bir dil,
Yaklaşılmaz uzaklığı belki bir milyon mil..
Musikîsiyle dalar niceleri gaflete.
Loş otel odalarında fuhuş,mekandır şehvete.
Gönül ateşini söndüren ıslak seccadeler.
Anlık mutluluğun karşısında,siperdeler!
Adem ALAGÖZ
6 Nisan 2009 Pazartesi
Düşünce
Düşünce düşünce,boşlukta gezen düşünce
Düşünce düşünce beynimi ezen düşünce...
Adem ALAGÖZ
01.04.2008
Düşünce düşünce beynimi ezen düşünce...
Adem ALAGÖZ
01.04.2008
Kendime
Aynadaki halim benim,donuk ve mat.
Çizgileri derinleştiriyor bu hayat..
Hayat ki bu,ne hayat,işliyor saat..tik,tak;
Her vuruş birşeyler götürür bizden muhakkak..
Giden gelmez,gelen kalmaz,kalansa anlamaz.
Bilmez ki zaman anlaşılmayacak kadar az..
Az ve çok,yok ve çok,hiç ve çok,nedir ki bu "çok"?
Çıktı artık yayından geri gelemez bu ok...
Adem ALAGÖZ
13.03.2008
Çizgileri derinleştiriyor bu hayat..
Hayat ki bu,ne hayat,işliyor saat..tik,tak;
Her vuruş birşeyler götürür bizden muhakkak..
Giden gelmez,gelen kalmaz,kalansa anlamaz.
Bilmez ki zaman anlaşılmayacak kadar az..
Az ve çok,yok ve çok,hiç ve çok,nedir ki bu "çok"?
Çıktı artık yayından geri gelemez bu ok...
Adem ALAGÖZ
13.03.2008
Ölümden Ötesi
Taş kesildi beden,ruh ayrılınca candan.
Ayrılık vaktidir,sıladan,yardan,anadan..
Geçmişin vardı senin kabarık mı kabarık..
Uğurlamaya gelenler bir avuç kalabalık..
Kimi alınca haberi okursa "Fatiha".
Belki erersin sen azıcık bir refaha
Dilin olsa da söylesen:"Aman ölüm var ölüm!".
Cennet ne güzel kokar,cehennem bölüm bölüm
Hatırlasaydın sağken,hiç işler miydin günah?
Toprak altındasın şimdi,neye yarar bu eyvah?
Zevk-ü sefa içinde ,sarhoş bir ömür sürdün.
Ayılınca aniden beyaz bir örtü gördün
Kıpırdayamıyorsun,felç mi oldun acaba?
Kurtulamayacaksın ki,boşuna bu çaba
Yukarda sesler var duymuştun daha önce.
Geçiyorken camiden karanlık bir gece.
Kur'an'dı bu evet!Annenden kalan emanet,
Asılıydı duvarda,kaldırdın ilelebet.
Kafanı kaldırdın şöyle,acıyla irkildin.
Kalkmak istedin ama tahta vermedi izin..
Sonra ayak sesleri kesiliyor yavaşça
Kaldı tanıdık bir ses ve yanında bir hoca.
Ne güzel bir ses,sonra ne hazin bir ağlayış,
Bir anda yükseldi önce,bitti acı haykırış.
Derken gittiler onlar,unuttular mı seni?
Bakakalırken arkadan,tanırsın gideni..
"Oğlum!" diye derinden bir nara atarsın
Duyamayınca seni öldüğünü anlarsın..
Birden uyandın uykudan,dışarda o ulvî sâda.
Yerde ipek secccaden,sarhoşluğa elvada
Adem ALAGÖZ
13.04.2008
Ayrılık vaktidir,sıladan,yardan,anadan..
Geçmişin vardı senin kabarık mı kabarık..
Uğurlamaya gelenler bir avuç kalabalık..
Kimi alınca haberi okursa "Fatiha".
Belki erersin sen azıcık bir refaha
Dilin olsa da söylesen:"Aman ölüm var ölüm!".
Cennet ne güzel kokar,cehennem bölüm bölüm
Hatırlasaydın sağken,hiç işler miydin günah?
Toprak altındasın şimdi,neye yarar bu eyvah?
Zevk-ü sefa içinde ,sarhoş bir ömür sürdün.
Ayılınca aniden beyaz bir örtü gördün
Kıpırdayamıyorsun,felç mi oldun acaba?
Kurtulamayacaksın ki,boşuna bu çaba
Yukarda sesler var duymuştun daha önce.
Geçiyorken camiden karanlık bir gece.
Kur'an'dı bu evet!Annenden kalan emanet,
Asılıydı duvarda,kaldırdın ilelebet.
Kafanı kaldırdın şöyle,acıyla irkildin.
Kalkmak istedin ama tahta vermedi izin..
Sonra ayak sesleri kesiliyor yavaşça
Kaldı tanıdık bir ses ve yanında bir hoca.
Ne güzel bir ses,sonra ne hazin bir ağlayış,
Bir anda yükseldi önce,bitti acı haykırış.
Derken gittiler onlar,unuttular mı seni?
Bakakalırken arkadan,tanırsın gideni..
"Oğlum!" diye derinden bir nara atarsın
Duyamayınca seni öldüğünü anlarsın..
Birden uyandın uykudan,dışarda o ulvî sâda.
Yerde ipek secccaden,sarhoşluğa elvada
Adem ALAGÖZ
13.04.2008
Hâlim
Ne bir istikrar ,ne de bir karar;
Rüzgarda savrulan yaprak gibiyim.
Bir dön bak arkana,avcunda ne var?
Sahibini arayan kısrak gibiyim..
İradem,nefsimin ayağı altında,
Nefsim benliğimin en üst katında,
Aklımsa işkencenin son noktasında,
Hedefi şaşırmış mızrak gibiyim..
Bazen sıla hasreti içimde bir kor.
Ayrı kalmak anadan,ne kadar zor.
Özlemek mi?Gel de onu bana sor.
Köyde bir karış toprak gibiyim...
Gizli bir ukdeyi taşır bu yürek.
Dilsizden sessiz,kendisinden ürkek...
Mecnun'a Leyla'sı bana sen gerek..
Gözleri ufukta tutsak gibiyim..
Çevirip dünyayı kelepçelesem,
Durdursam zamanı,"geçme"desem.
Ruhuma gem mi vurulmuş,bir bilsem?
Kınına zararlı bıçak gibiyim...
Adem ALAGÖZ
06.04.2009
Rüzgarda savrulan yaprak gibiyim.
Bir dön bak arkana,avcunda ne var?
Sahibini arayan kısrak gibiyim..
İradem,nefsimin ayağı altında,
Nefsim benliğimin en üst katında,
Aklımsa işkencenin son noktasında,
Hedefi şaşırmış mızrak gibiyim..
Bazen sıla hasreti içimde bir kor.
Ayrı kalmak anadan,ne kadar zor.
Özlemek mi?Gel de onu bana sor.
Köyde bir karış toprak gibiyim...
Gizli bir ukdeyi taşır bu yürek.
Dilsizden sessiz,kendisinden ürkek...
Mecnun'a Leyla'sı bana sen gerek..
Gözleri ufukta tutsak gibiyim..
Çevirip dünyayı kelepçelesem,
Durdursam zamanı,"geçme"desem.
Ruhuma gem mi vurulmuş,bir bilsem?
Kınına zararlı bıçak gibiyim...
Adem ALAGÖZ
06.04.2009
14 Ocak 2009 Çarşamba
İstanbul
Ruhumu eritip kalıpta dondurmuşlar./Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar..der koca şair.Ruhları eriten ve onu tekrar kendisiyle buluşturan kaç tane yer sayabilirsiniz şu dünyada?
İstanbul...Şairlerin ilham kaynağı.Yedi tepesinden yedi yüzyıla yakındır ezan sesi dinmeyen,tarihin gözlerini surlarında delik delik barındıran,Eyyub El Ensari'nin aşkıyla yanıp tutuştuğu,Hz.Peygamberimizin Hadisine nail olacak kadar yüce,seveni incitmeyecek kadar ince,kehkeşanları delmek istercesine yükselen minareleri gibi dik,Fatih gibi asil,2.Beyazıt gibi mütavazi,Yavuz gibi heybetli,Kanuni gibi güçlü,4.Murat gibi asabi,Abdülhamid gibi sabırlı,her hükmedeninden farklı özellikler alan büyük İstanbul..Bense büyüklüğünü taşıyamacak kadar aciz bir kul..
Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul ....Hangi tepesinden baksan muhteşem güzellik..Çamlıca,Pierre Loti,Hisarüstü,Süleymaniye...Hangisi?Boğazın o bazen azgın,bazen münzevi sularında güneşin aksini,ayın yakamozunu gönüllere kazıtan İstanbul...Beşiktaş kalabalık,Taksim sabahçı,Ortaköy pahalı,Emirgan mutlu,Üsküdar gamlı,Moda heyecanlı,Eyüp ağlamaklı,Bab-ı Ali yaslı,Sultanahmet kararlı ve bütünüyle rengarek şehir..Varlığı kendinde saklı,yokluğuysa bir zehir...
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı..Gözler kapalı ama gönüller açık..Bir çift göz parlar Kızkulesi'ne karşı,bir çift el tutuşur İstiklal'den aşağı,kalkar Karacaahmet 'ten bir insan naaşı ve bir yürek sızlar kaybedince aşkı..Duyguların tercümanı,isyanların şahidi,günahların müsebbibi,sarhoşların narası ve en önemlisi hertarafı gizleyen karanlığı...Yaşatma yeter artık ayrılığı..
Evet arkadaşlar kısa ama içimden gelenleri yazdım.Yazılmaz mıydı daha fazla.?Yazılır, yazılır paragraf da yazılır şiir de yazılır,kitap da yazılır.Fakat bazen bir satır anlatır,bazense bir paragraf..Ne mutlu seni bulana,ne mutlu seni anlayana ey İstanbul!Ne mutlu seni yaşayana ve ne mutlu seni unutmayana ve sende kaybolmayana.Sana bağlanana bazen atarsın tokatı,senden kaçanaysa öğretirsin hayatı.Tokatı da yedik,köteği de,sevmeni de gördük,hışmını da..Ama senden kopamadık be İstanbul.Çok sövdük işler yolunda gitmediği zaman,çok koştuk kalbi sancı bastığı zaman.
Ana gibi yar olmaz,İstanbul gibi diyar/Güleni şöyle dursun ağlayanı bahtiyar...
ADEM ALAGÖZ
İstanbul...Şairlerin ilham kaynağı.Yedi tepesinden yedi yüzyıla yakındır ezan sesi dinmeyen,tarihin gözlerini surlarında delik delik barındıran,Eyyub El Ensari'nin aşkıyla yanıp tutuştuğu,Hz.Peygamberimizin Hadisine nail olacak kadar yüce,seveni incitmeyecek kadar ince,kehkeşanları delmek istercesine yükselen minareleri gibi dik,Fatih gibi asil,2.Beyazıt gibi mütavazi,Yavuz gibi heybetli,Kanuni gibi güçlü,4.Murat gibi asabi,Abdülhamid gibi sabırlı,her hükmedeninden farklı özellikler alan büyük İstanbul..Bense büyüklüğünü taşıyamacak kadar aciz bir kul..
Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul ....Hangi tepesinden baksan muhteşem güzellik..Çamlıca,Pierre Loti,Hisarüstü,Süleymaniye...Hangisi?Boğazın o bazen azgın,bazen münzevi sularında güneşin aksini,ayın yakamozunu gönüllere kazıtan İstanbul...Beşiktaş kalabalık,Taksim sabahçı,Ortaköy pahalı,Emirgan mutlu,Üsküdar gamlı,Moda heyecanlı,Eyüp ağlamaklı,Bab-ı Ali yaslı,Sultanahmet kararlı ve bütünüyle rengarek şehir..Varlığı kendinde saklı,yokluğuysa bir zehir...
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı..Gözler kapalı ama gönüller açık..Bir çift göz parlar Kızkulesi'ne karşı,bir çift el tutuşur İstiklal'den aşağı,kalkar Karacaahmet 'ten bir insan naaşı ve bir yürek sızlar kaybedince aşkı..Duyguların tercümanı,isyanların şahidi,günahların müsebbibi,sarhoşların narası ve en önemlisi hertarafı gizleyen karanlığı...Yaşatma yeter artık ayrılığı..
Evet arkadaşlar kısa ama içimden gelenleri yazdım.Yazılmaz mıydı daha fazla.?Yazılır, yazılır paragraf da yazılır şiir de yazılır,kitap da yazılır.Fakat bazen bir satır anlatır,bazense bir paragraf..Ne mutlu seni bulana,ne mutlu seni anlayana ey İstanbul!Ne mutlu seni yaşayana ve ne mutlu seni unutmayana ve sende kaybolmayana.Sana bağlanana bazen atarsın tokatı,senden kaçanaysa öğretirsin hayatı.Tokatı da yedik,köteği de,sevmeni de gördük,hışmını da..Ama senden kopamadık be İstanbul.Çok sövdük işler yolunda gitmediği zaman,çok koştuk kalbi sancı bastığı zaman.
Ana gibi yar olmaz,İstanbul gibi diyar/Güleni şöyle dursun ağlayanı bahtiyar...
ADEM ALAGÖZ
8 Ocak 2009 Perşembe
Gülce
Bugün size İbrahim Sadri'nin Gülce adlı şiirini paylacağım
GÜLCE
GÜLCE
Uçurumun kenarındayım hızır
Bir dilber kalesinin burcunda
Vazgeçilmez belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Derin yar Adımı çağırır
Kaldım parmaklarımın ucunda
Uçurumun kenarındayım hızır
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni ha itecek
Uçurumun kenarındayım hızır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gözleri bir ret, bir davet
Gülce uzak uzak dolanır
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce semavi bir afet
Uçurumun kenarındayım hızır
Gülce bir beyaz sihir
Canıma bedel bir haz
Nur
Nar ve nurdan bir zehir
Gülce araf'ta infaz
Bir tek bakışıyla suyum ısınır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Uçurumun kenarındayım hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Cahil cesaretimi alem tanır
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbetül arz'dan
Deccal'dan, yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum gülce'den
Ödüm patlıyor gülce'ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
Saniyeler gözlerimde birer can
Her saniyede bir can veriyorum
Uçurumun kenarındayım hızır
Bir dilber kalesinin burcunda
Vazgeçilmez belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Derin yar Adımı çağırır
Kaldım parmaklarımın ucunda
7 Ocak 2009 Çarşamba
Zaman
ZAMAN
Bir çember ki bu,ne başı belli ne sonu..
Ortada bir merkez ve herşey ona doğru.
Eritiyor potasında değirmen misali.
Kimi erken kimi geç belli değil visali.
Nice insanlara yükletir çile yükünü.
Nice namertlere giydirir samur kürkünü.
Gel gece git gündüz hep böyle sürer devran.
Zıtlık içinde varlık, var mı bunu anlayan?
Ferhat' ın Şirin için devirdiği dağsın sen.
Fatih' in toplarısın şu İstanbul' u döven.
Kısaldıkça çoğaldı , bütün dertler üst üste.
Veda vakti aynıdır lakin bu son nefeste..
Bir ileri bir geri, önümüz çıkmaz sokak;
Yürüdükçe acıyor, dayanmaz buna ayak.
Bir ölçü uydurmuşlar ölçecek güya saat.
Durdukça ilerlemez galiba bana inat...
ADEM ALAGÖZ
Ortada bir merkez ve herşey ona doğru.
Eritiyor potasında değirmen misali.
Kimi erken kimi geç belli değil visali.
Nice insanlara yükletir çile yükünü.
Nice namertlere giydirir samur kürkünü.
Gel gece git gündüz hep böyle sürer devran.
Zıtlık içinde varlık, var mı bunu anlayan?
Ferhat' ın Şirin için devirdiği dağsın sen.
Fatih' in toplarısın şu İstanbul' u döven.
Kısaldıkça çoğaldı , bütün dertler üst üste.
Veda vakti aynıdır lakin bu son nefeste..
Bir ileri bir geri, önümüz çıkmaz sokak;
Yürüdükçe acıyor, dayanmaz buna ayak.
Bir ölçü uydurmuşlar ölçecek güya saat.
Durdukça ilerlemez galiba bana inat...
ADEM ALAGÖZ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)